slider 735 slider 734 slider 733 slider 732 slider 730 slider 729 slider 727 slider 725

  Yazdır

Tarih : 16.02.2008

Yazar : Dr.Veysi SEVİĞ-Bumin DOĞRUSÖZ

İştirakinin vergi borcundan şirket sorumlu tutulamaz

Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz
13.02.2008 | Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz | Yorum
 

Bir anonim şirket hakkında iştiraki olan bir diğer şirketin vergi borcuna karşılık ödeme emri düzenlenmesi ve anonim şirketin bu vergi borçlarından sorumlu olması mümkün değil. Yani ortak şirket vergi borçları için tüzel kişilik olarak kanuni temsilci sayılamaz.

SORULAR SORUNLAR VE YANITLARI

 

İŞTİRAKİN VERGİ BORCUNDAN SORUMLULUK

 

SORU: Bir süre sermayesinin yüzde 10'una iştirak etmiş bulunduğumuz şirketin vergi borcundan dolayı, şirketimiz tüzelkişiliğine ödeme emri gönderilmiş bulunmaktadır. Şirket olarak, şirket ortaklarının birisinden söz konusu anonim şirketin yüzde 10 hissesini borcuna mahsuben satın almış olup, şirketimiz söz konusu hisseyi üç yıl sonra satış yolu ile bir başkasına devretmiştir. Şirketin yüzde 10 hisseleri ortağı olduğumuz döneme ait vergi borcundan dolayı tarafımıza ödeme emri gönderilmiştir. Yaptığımız araştırmada şirketimizi temsilen bir elemanımızın şirket yönetim kurulunda görev yapmış olması nedeniyle vergi dairesince tarafımıza ödeme emri gönderildiği ifade edilmiştir. Şirketimizin statüsü anonim şirkettir. Bu uygulama doğru mudur"

 

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef ve vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.

 

Türk Ticaret Yasası'nın 323. maddesi uyarınca anonim şirketlerde yönetim kurulları şirketi temsile yetkili kimseleri tescil ettirmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlüdürler. Bu nedenle şirketin ortağı bir başka şirket olmasına rağmen eğer söz konusu şirket iştirak ettiği şirketin yönetim kurulunda temsil edilecekse, bu takdirde bu görevlendirilmiş bir eleman vasıtasıyla olmaktadır. Bu nedenle bir anonim şirketin vergi borcundan dolayı, ortak olan başka bir tüzelkişiliğin, Vergi Usul Yasası'nın 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulup, Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa hükümleri uyarınca adına ödeme emri düzenlenerek takip edilmesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla iştirak eden şirketin kanuni temsilcisi gibi, iştirak ettiği şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı ödeme emri düzenlenerek ödenmeyen vergi borçlarından dolayı sorumlu tutulması mümkün değildir. Bir başka açıdan ortak şirket tüzelkişilik olarak kanuni temsilci değildir.

 

Konuya ilişkin olarak oluşan bir yargı kararına göre de "Anonim şirketin vergi borcundan dolayı, şirkete ortak olan başka bir tüzelkişiliğin Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulup, 6183 sayılı kanun uyarınca adına ödeme emri düzenlenerek takibi" mümkün değildir. Diğer yandan kanuni temsilcilerin şirketin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle takip edilebilmesi için şirketin mevcut malvarlığının borcu karşılayıp karşılamadığının ortaya konulması gerekmektedir. (Danıştay 9. Dairesi E. No: 2005/5205, K. No: 2006/3461) (V. Seviğ)

 

 

HURDA İNŞAAT MALZEMESİ ALIMI

 

SORU: Perakende nalburiye işiyle uğraşıyoruz. Bulunduğumuz yerde yapılan yıkımlar sonucunda ortaya çıkan hurda demir ve madeni eşya ile kalıntıları sahiplerinden satın alıyoruz. Ancak öğrendiğimiz kadarıyla yapılan ödemeler Gelir Vergisi tevkifatını gerektiriyormuş. Alımlar sırasında hurdaları bize satanlar herhangi bir vesika imzalamak istemiyorlar. Bu durumda alımları nasıl yapmamız gerekmektedir"

 

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 227. maddesi gereği olarak yasada aksine hüküm olmadıkça bu yasaya göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki (belgelendirilmesi) zorunludur.

 

Diğer yandan aynı yasanın Gider Pusulası başlıklı 234. maddesi uyarınca bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.

Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını, (Tüzelkişilerde unvanlarını) adreslerini ve tarihi ihtiva eder; iki nüsha olarak düzenlenir ve bir örneği malı satana verilir.

 

Gider pusulası, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.

 

Buna göre sizin tarafınızdan vergi mükellefi olmayan kişilerden hurda olarak alınan demir ve benzeri madeni eşya ve kalıntıları için gider pusulası düzenlemeniz ve bu gider pusulalarını, size söz konusu hurda ve artıkları satanlara imzalatarak birer nüshasını onlara vermeniz gerekmektedir.

 

Diğer yandan Gelir Vergisi Yasası'nın 94. maddesi uyarınca esnaf muaflığından yararlananlardan yapılan alışlar Gelir Vergisi tevkifatına tabi tutulmaktadır.

 

Bu durumda mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde firmanız tarafından hurda demir, madeni eşya ve yıkım kalıntılarını satın alırken vergi mükellefi olmayanlar için gider pusulası düzenlemeniz ve ödeme yaparken de herhangi bir tevkifat yapmamanız gerekmektedir.

 

Ancak işletmenize bağlılık arz edecek şekilde söz konusu malları esnaf muaflığından yararlanarak satanlardan alış yapmanız halinde kendilerine ödeme yaparken yüzde 2 oranında vergi kesintisi yapılması zorunludur.

Alışlarınız kimden olursa olsun, yasal düzenleme gereği belgelendirmeniz gerekmektedir. (V. Seviğ)

 

OKUL YAPIMI İÇİN BAĞIŞ

 

SORU: 2007 yılında sahip olduğum daireyi aylık 2000 YTL'den kiraya verdim. Elde ettiğim kira gelirimin tamamını Milli Eğitim'e okul yapımı için verdim. Bu harcamalarımı yıllık beyanname üzerinden indirim konusu yapabilir miyim"

 

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 89/5 maddesi uyarınca "Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzur evi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı" beyanname üzerinde matrah tespiti sırasında indirim konusu yapılabilmektedir.

 

Siz de bu bağlamda Milli Eğitim'e okul inşası için yapmış olduğunuz harcama ve ödemelerin tamamını beyan edeceğiniz gelirinizden indirim konusu yapabilirsiniz. (V. Seviğ) 

 

 

YARGI KARARLARINDA

KDV'DE SORUMLULUK

 

Danıştay 7. Dairesi E. 2003/536 K. 2005/2755 T. 16.11.2005

 

Davacı şirketin X limited şirketinden aldığı mallar nedeniyle ödediği katma değer vergilerinin bu şirket tarafından Hazine'ye intikal ettirilmediğinden bahisle, 213 sayılı kanunun 11. maddesi uyarınca, Hazine'ye intikal etmeyen söz konusu KDV'nin tahsili amacıyla davacı şirketin bağlı olduğu vergi dairesince davacı şirket adına müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla ödeme emri düzenlenmişse de 6183 sayılı kanunun 5/1, 5/2; 213 sayılı kanunun 4/1, 4/2 ve 3065 sayılı kanunun 43/1. maddesindeki düzenlemelere göre 213 sayılı VUK'nın kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan kaynaklanan devlete ait kamu alacakları hakkında tahsil işlemleriyle bu alacakların güvence altına alınması için gerekli diğer işlemlerin yapılmasına, verginin mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesi yetkilidir. Yani; yetki kuralı, takip edilmesi gereken kişiye değil, takibin konusu olan verginin mükellefine göre belirlenmiş, verginin mükellefi olmayan kişinin bağlı olduğu idarenin yetkisi ise niyabeten yapabileceği işlerle sınırlı tutulmuştur. Niyabet ise yetkili kamu idaresinin görevlilerinin, coğrafi yetki alanları dışına çıkmalarını gerektirecek iş ve işlemler dolayısıyla başvurabilecekleri bir müessesedir. Ödeme emrinin düzenlenip tebliği ise bu nitelikte iş ve işlem olmadığı gibi, olayda, ödeme emri ile istenen kamu alacağının asıl borçlusu davacı şirket adına belge düzenleyen X limited şirketi olup bu mükellefin davalı idareye değil, başka bir vergi dairesine bağlı olması ve dolayısıyla söz konusu alacakla ilgili olarak 6183 sayılı kanunda öngörülen takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasına, bu şirketin KDV yönünden bağlı olduğu vergi dairesinin yetkili olması sebepleriyle davacı adına davalı vergi dairesince düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.

 

 

Danıştay 3. Dairesi E. 2000/4261 K. 2003/3230 T. 27.5.2003

 

Davacı şirket hakkında, zirai ürün alımlarını (X) şirketi tarafından düzenlenen faturalarla belgelendirdiğinin tespit edilmesi üzerine, bu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda şirket ortaklarının işyeri ve ikametgâh adreslerinde bulunmadığı, alımlarını paravan şirketlerden yaptığının saptandığı belirtilerek ve düzenlediği faturaların gerçek emtia teslimine dayanmadığı, öte yandan bu faturaların borsa tescil kayıtlarının da sahte olduğu kabul edilerek VUK 11. maddesine göre davacı şirketin sorumlu tutulacağından bahisle cezalı tarhiyat yapılmış ise de şirketin satın aldığı arpa bedellerinin adı geçen şirkete muhtelif tarihlerde banka vasıtası ve tediye makbuzu karşılığı elden ödenmiş olduğunun ve bu emtialara ilişkin olarak düzenlenen sevk irsaliyelerinin denetim elemanlarının kaşe ve imzalarıyla onanmış olduğunun dosyada bulunun belgelerle sabit olması dolayısıyla inceleme konusu faturaların gerçek emtia alımlarına karşılık olarak düzenlendiği sonucuna varıldığından, davacı şirket hakkında yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur. 

 

 

Danıştay 11. Dairesi E. 1997/1600 K. 1998/3146 T. 5.10.1998

 

Yükümlüye mart ve haziran dönemlerinde fatura düzenleyen firmanın ilgili dönemlerde beyan ettiği Katma Değer Vergisi matrahının, yükümlüye düzenlenen faturalardaki satış bedelinden düşük olması sebebiyle tahsil edilen Katma Değer Vergisi'nin Hazine'ye intikal ettirilmediği sonucuna varılarak, yükümlü hakkında cezalı tarhiyat yapılmış ise de yükümlü ile fatura düzenleyen firma arasında katma değer vergilerinin ödenmemesi konusunda irtibat olduğu yolunda bir tespit bulunmaması ve verginin ödenmemesinden yükümlünün müteselsil sorumlu tutulmasında 213 sayılı kanunun 11. maddesi ile 3065 sayılı kanunun 9. maddesi hükümlerine uyarlık görülmemesi sebepleriyle davacı hakkında yapılan tarhiyat yasal isabetten yoksundur. 

 

 

ÖZELGELERDE

DEĞER ARTIŞ KAZANÇLARI

 

  1. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 27.10.2004 tarih ve 50915 sayılı özelgesi;

 

"Yabancı para cinsinden elde edilen kazanç, elden çıkarma karşılığında elde edilen yabancı para tutarının Türk Lirası karşılığından, bunların alımında ödenen yabancı para tutarının Türk Lirası karşılığı ve varsa bu kıymetlerin satışında yüklenilen giderlerin düşülmesi suretiyle hesaplanır. Alım ve satımın farklı aylarda gerçekleşmesi halinde, maliyet bedeli toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak dikkate alınarak hesaplanır. Kazancın tespitinde ise işlem sırasında uygulanan kurların dikkate alınması esastır. Yabancı para ile işlem yapılması veya işlem sırasında uygulanan kurların tevsik edilememesi halinde işlem tarihindeki TC Merkez Bankası döviz alış kurları kullanılmak suretiyle kazanç tespit edilir."

 

  1. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 5.12.2007 tarih ve 26264 sayılı özelgesi;

 

"Limited şirket ortağının, şirketin nev'i değişimi ile anonim şirkete dönüşmesi halinde, söz konusu şirketten elde ettiği hisseleri elden çıkartması esnasında değer artış kazancının tespiti için söz konusu menkul kıymetin iktisap tarihi olarak, nev'i değişimi yapmış olan limited şirketin hisselerinin iktisap edildiği tarih esas alınır."

 

  1. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 21.2.2007 tarih ve 3031 sayılı özelgesi;

 

"Vergilendirilmeyecek değer artış kazançlarına ilişkin düzenlemeyi ihtiva eden GVK'nın 81. maddesinin 2. fıkrasında, kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan özsermayesi tutarında ortaklık payı alması halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacağı, vergileme yapılmayacağı düzenlenmiştir. Parantez içi hüküm gereğince ise ortaklık yapısını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır. Bu hüküm gereğince, adi ortaklıktaki ortaklık payının aktif ve pasifiyle bütün halinde bir anonim şirkete devrolunması, devrolunan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen adi ortaklıktan devir bilançosuna göre hesaplanan özsermaye tutarında nama yazılı ortaklık payı verilmesi durumunda bu devir nedeniyle değer artışı kazancı hesaplanmaz."

 

  1. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20.9.2005 tarih ve GVK.ÖZ.05.78/ sayılı özelgesi;

 

"GVK'nın mükerrer 80. maddesinde elden çıkartma; maddede geçen mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulması olarak tanımlanmıştır. Bu hüküm gereğince, arsa olarak iktisap edilen gayrimenkulün üzerine kat karşılığı inşaat yapılması gayrimenkulün vasfını değiştireceğinden, hisse karşılığı olan bağımsız bölümlerin tapuya tescil veya fiilen teslim alınma tarihinin yeni bir iktisap olarak dikkate alınması ve bu tarihten itibaren dört yıldan (4.4.2007'den itibaren beş yıldan) az zaman geçmiş ise elde edilen kazancın değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi gerekmektedir."

 

 

YENİ YAYINLAR

 

Bilindiği gibi çok hızlı değişen mevzuat kümelerinden birisi de vergi mevzuatıdır. Vergi mevzuatında ayrıca her yıl başında, o yıl uygulanacak had, tarife ve oranlar güncellenmektedir. Özellikle yıllık beyanname hazırlama tarihlerinin yaklaşmasının da etkisi ile el altında güncel bir vergi mevzuatına sahip olmak daha fazla önem taşımaktadır. Bu durumu nazara alan ve uzunca bir süredir mevzuat yayımcılığı yapan Oluş Yayıncılık, Tüm Vergi Kanunları adlı 2 ciltlik kitabının, gerek mevzuatta gerek maktu hadlerde, oranlarda, sınırlarda yapılan değişiklikleri de işleyerek yeni baskısını (20. bası) geçen günlerde yayımladı. Bu derlemenin birinci cildinde bütün vergi mevzuatını güncel ve son şekli ile bulmak mümkün. İkinci ciltte ise vergi uygulamaları açısından önem taşıyan ve vergi mevzuatında değişiklikler yapan kanunlar ile vergi yargısı mevzuatı yer almaktadır. Vergi kanunlarının bu son şeklini edinmek isteyenler, yayınevinin 0312.441 61 47-48 numaralı telefonlarına müracaat edebilirler.

(Tüm Vergi Kanunları (2 Cilt) / Oluş Yayıncılık / Derleme / 1873 sayfa)

 

SÖZÜN ÖZÜ

Çözümde görev almayanlar, problemin bir parçası olurlar.

 

GOETHE

 

Kaynak:Referans Gazetesi

Bir anonim şirket hakkında iştiraki olan bir diğer şirketin vergi borcuna karşılık ödeme emri düzenlenmesi ve anonim şirketin bu vergi borçlarından so...